MUSTAFA TOPAL

MUSTAFA TOPAL

MÜHİM OLAN İNSANLIK

A+A-

Günümüz dünyasında maddî varlıkları, zenginlikleri, teknolojik ve endüstriyel gelişmişlikleri ileri seviyede olan malum bir çok ülke var. Dünyayı saran Korona virüsle mücadelede görüldü ki bu gelişmişlik yalnız başına ferahı getirmeye yetmedi. İçi manevi doyum ile dolmayan maddî refah, fedâkârlıkla ve insanî faziletlerle de birleşmeyince, Korona virüs felâkete dönüştü. Dünya üzerinde şu ana kadar 120 binden fazla insan öldü. Halen yayılma hızı kesilmedi. 

Güçlü, kudretli bildiğimiz ülkelerin birçoğu acizliklerini itiraf ederek kendilerine bile yetemediler. Teşhis, tedavi ve hizmet götürmede tıkandılar. Bunda özellikle gönüllük ve fedakarlık hissinin noksanlığı açıkça kendini gösterdi. Nitekim yıllardır müracaat ederek kapılarında bekleyen Suriyeli doktorların 14 bin tanesini kabûl edeceğini Almanya dün açıkladı. İngiltere’de de mülteci doktorların korona ile mücadelede öne sürüldüğü dile getirildi. Kendi insanının hizmetini görecek, kendinden çalışan bulmakta zorlanmak fedakârlık yokluğu manasına gelir. Bu noktada bütün milletimizin ayakta alkışladığı sağlık çalışanlarımızdaki fedâkârlığı yâd etmek boyun borcumuzdur.

Medeniyet, maddî refah ile insanî erdemlerin birlikte yaşanabilir kıldığı dünyanın insana dair meziyetidir. Bencillikten ve yardımlaşmaktan imtina etme duygusundan ötürü paylaşılmayan medeniyet semerelerinin, kendini medenî sananları yalnız başına mutlu ve müreffeh kılmaya yetmediği açık bir şekilde görüldü. Kendi refahları için diğer dünyayı hiçe saymanın, mutluluklarını başkalarının mutsuzluğu ve mahrumiyeti üzerine kurmaya çalışma felsefesinin, nihaî kazanç sağlamayacağı konusu büyük bir dersle anlaşılmış olsa gerek. 

Kendisi dışındakilerin kan ve gözyaşı ile beslenen feraha erme emelinin, kendi insanlarını bile göz ardı etmenin eşiğine bıraktığı acı bir şekilde, en azından dünya insanlığınca bir kez daha tecrübe edildi. En önemlisi de dünyanın ancak başkaları ile paylaşılarak yaşandığı zaman medeniyetin tadına varılabileceği görüldü. 

Mühim olan, kendin için ne yapabildiğin değil, başkaları için ne yapabileceğindir. İnsanları ve toplumları yücelten bu erdemdir. Merhamet odaklı bakamayan ve düşünemeyen milletler her zaman kazanamazlar. 

Her zaman olduğu gibi, ülkemiz, günümüz dünyasına, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güzel örneğini verdi. Bu dar günlerde, İsrail'den Sırbistan'a, İspanya'dan İngiltere'ye, hattâ Ermenistan’a kadar elindeki tıbbî imkanları bir çok ülke ile paylaşarak, insana değer vermenin bütün dünyevi mülahazaların üstünde olduğunu gösterdi. Zaten eskiden beri millet olarak, ırk ve inanç farkı gözetmeksizin darda kalan bütün dünya insanlığının imdadına koştuk. Millet olarak bizdeki, insanın yaşatılması anlayışının insanlığı kuşatan boyutlarda olduğunu gösterdik.

İslam inancında ilk ve tek öncelik insanın yaşatılmasıdır. Harplerde dahi bu esas gözetilir. Onun için aman dileyene kurşun atılmaz. Düşman askerinin yarasını sarmak fazileti buradan gelir. Tarihimizde bunun daha çok örnekleri vardır.

İslam inancında asıl olan sulhtür. Kur’an-ı Kerim’de bu açık bir şekilde ifade edilir:“Sulh hayırlıdır" (Nisa, 128).Çünkü insanı yaşatmanın tek tercih edilir yolu sulhtür. 

Biz, millet olarak tarihin derinliklerine dayanan ve merkezine insanı alan bir medeniyetin sahibi neslin ahfadıyız. İslam imanı ile oluşan gönül zenginliğimiz, bizi elimizdeki yarım ekmeği de bölüşme faziletine ulaştırdı. Bu gün dünyada bir yandan kendi muhtaçlarımızı doyururken, diğer taraftan dünya üzerinde dini, dili, soyu ne olursa olsun bütün insanlık ailesine el uzatarak ferahlık tadma zevkini yaşıyoruz. 

İşte medeniyet diğergamlıktır, başkalarının muhtaçlığını öne almaktır. Yaşanabilir dünya düşüncesinin temeli insana değer vermektir. Gönül huzuru ancak böyle kazanılır. Müreffeh olmanın, medenî olmanın manası bu olsa gerek.

MEDENİYET DEDİKLERİ

Asrî sayılan şeyler var ki, bize yabancı

Çağdaş lügatlerdeki manasın bilmem ama

Neresinden tutarsam, dokunan yalnız sancı

Medeniyet denilen şey sanki bir muamma

 

Dünyamızda muasır milletler çeker başı

Yerine koymak için yerinden olmuş taşı

Fakat netice, ya bir kaos, yahut göz yaşı

Asrın bu anlayışı, ya hançer ya bir kama

 

Bir araya gelirler, adına birlik derler

Oturup da parsayı, hatta beraber yerler

Birlikteki dertliye sırt çevirip giderler

Avrupa, aksettiği şekilde değil cama

 

Bu dünya bir damlacık petrole bin can yakar

Yanarken masum saf saf, öteki dünya bakar

Mazlumların çığlığı, bir yandan arşa çıkar

Ayyukta çınlasa da kulak tıkarlar gama

 

Akif'in dediği: “Tek dişi kalmış canavar"

Bunlarda medeniyet adına daha ne var

Bakarsanız sadece, köhne, yıkık bir duvar

Sanarsınız ki, belki çöker, kalmaz akşama

 

Medeniyet dediğin, öldürmez de yaşatır

Sıkı basar bağrına, merhametle kuşatır

Bir damla göz yaşına, zalime taş döşetir

Toplamazsa aklını, takar boynuna tasma

 

Zamanı merhametle yoğurup asra sunduk

Mağripteki feryada, şarkta önce biz yandık

Yaratandan köz alıp, umutluk muma döndük

Bu gün muhtaç insanlık, şimdilerde o muma

 

Âh yok bizdeki kadar kendine şaşı bakan

Biz değil miydik, çağlar devirip, sevgi eken

Mağlup edip maddeyi, mânâ fidanı diken

Mânâsız medeniyet hayranı olup, kanma

 

Bu yazı toplam 859 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.