İBRAHİM KILINÇ

İBRAHİM KILINÇ

ÜŞENME, ERTELEME, VAZGEÇME

A+A-

İnsan bazen yapması gereken işi gözünde büyütür, başlamayı erteler; bazen başladığı işi yarıda bırakır, bazen de ilk engelde vazgeçer. Böylece nice güzel niyet düşünce olarak kalır, nice emek meyvesini veremeden tükenir. Oysa hayatımızı değiştiren adımların çoğu, küçük bir kararla başlar: Üşenmemek, ertelememek, vazgeçmemek. Bu üç söze bir dördüncüsünü eklemek gerekir: Gayret etmek ve niyeti sorgulamak. Çünkü insanın ne yaptığı kadar, ne için yaptığı da önemlidir.

Üşenmek çoğu zaman işin zorluğundan önce içimizdeki isteksizlikle başlar. Yapılacak iş gözümüzde büyür, yorgunluk bahane olur, başka uğraşlar daha cazip görünür. Oysa ilk adım atılmadıkça bu ağırlık hafiflemez. Birkaç sayfa okumak, ertelenen bir sorumluluğu yerine getirmek, gönül alınması gereken birini aramak… Küçük görünen bir başlangıç, zamanla büyük bir değişimin kapısını açabilir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), fayda veren şeye gayret etmeyi, Allah’tan yardım dilemeyi ve acze düşmemeyi öğütlemiştir (Müslim, Kader, 34). İnsan elinden geleni yapar, imkânlarını kullanır, ardından Allah’tan yardım diler. Gayret, sorumluluğu üstlenmek; tevekkül ise görevini yerine getirirken sonucu Allah’a havale etmektir.

Erteleme, üşenmenin zamana yayılan hâlidir. İnsan yapacağı işi reddetmez; yalnızca daha sonra yapacağını söyler. Yarın başlayacak, haftaya tamamlayacak, şartlar uygun olduğunda harekete geçecektir. Fakat ertelenen iş ortadan kalkmaz; çoğu zaman zihinde taşınan bir yüke dönüşür. Üstelik yarının bugünden daha elverişli olacağını kimse garanti edemez. Sağlık, zaman ve fırsatlar her zaman aynı kalmaz. Bugün söylenebilecek güzel bir sözün, yapılabilecek bir iyiliğin sürekli sonraya bırakılması, zamanla ihmal alışkanlığına dönüşebilir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Asr sûresi, insanın hüsrandan kurtuluşunu iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye etmekle ilişkilendirir. Bu kısa sûre, zamanın kıymetini hatırlatır. Zaman, tercihlerimizi ve sorumluluklarımızı gerçekleştirdiğimiz imkândır. Geçen günün yerine yenisi gelse de kaçırılan fırsat aynen geri dönmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de insanların çoğunun kıymetini bilmekte aldandığı iki nimetin sağlık ve boş vakit olduğunu bildirmiştir (Buhârî, Rikāk, 1). İnsan elindeki imkânları çoğu zaman kaybetme ihtimali belirginleştiğinde daha iyi anlar.

Başlamak kadar devam etmek de önemlidir. İnsan büyük bir heyecanla yola çıkar, kısa sürede sonuç bekler. Beklediği karşılığı alamadığında gayretinin boşa gittiğini düşünebilir. Oysa bilgi, alışkanlık ve karakter zaman içinde gelişir. Düzenli okunan birkaç sayfa, sabırla çalışılan bir beceri, tekrar tekrar düzeltilen bir yanlış kalıcı sonuçlar doğurabilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah katında amellerin en sevimlisinin az da olsa devamlı olanı olduğunu bildirmiştir (Buhârî, Rikāk, 18; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 216). Bazen yavaşlamak gerekir; fakat yavaşlamakla yolu terk etmek aynı şey değildir.

Vazgeçmekle yanlışta ısrar etmek de birbirine karıştırılmamalıdır. Bazen yöntem değişmeli, eksik bilgi tamamlanmalı, hedef yeniden değerlendirilmelidir. Önemli olan, doğru ve anlamlı bir amaç için aklı, sabrı ve gayreti birlikte kullanmaktır. İlk engeli son hüküm saymak, insanı ulaşabileceği sonuçlardan uzaklaştırabilir.

Bütün bunların yanında niyet, gayretin yönünü belirler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), amellerin niyetlere göre değerlendirileceğini bildirmiştir (Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1; Müslim, İmâre, 155). İyilik yapmakla takdir toplamak, ilim öğrenmekle üstünlük taslamak, hizmet etmekle yalnızca görünür olmayı istemek arasında fark vardır. Niyeti sorgulamak, insanın kendisini suçlaması değil, emeğinin yönünü dürüstçe gözden geçirmesidir. “Bu işi neden yapıyorum? Sonuç gecikince beni ayakta tutan nedir?” soruları, gayretin anlamını berraklaştırabilir.

Üşenme; çünkü gözünde büyüttüğün iş, ilk adımla kolaylaşabilir. Erteleme; çünkü bugünkü fırsatın yarın da elinde olacağından emin olamazsın. Vazgeçme; çünkü her gecikme başarısızlık, her engel çıkmaz sokak değildir. Gayret et, fakat gayretinin yönünü de kontrol et. Niyetini sorgula; çünkü insan bazen çalışırken yola neden çıktığını unutabilir.

Ömür, yalnızca yaşanıp geçen günlerden ibaret değildir; o günlerde neye emek verdiğimizin de adıdır. Bir ömrün sonunda geriye yalnızca tamamlanan işler ve ulaşılan hedefler kalmaz; yapılabilecekken ertelenen iyilikler de insanın muhasebesine dâhil olur. Belki de mesele her şeyi başarmak değil, elimizdeki imkânı boşa harcamadan doğru bildiğimiz yolda samimiyetle yürümektir. Gayret insanı yola çıkarır, sabır yolda tutar, temiz niyet ise bütün emeğe istikamet verir.

Bu yazı toplam 68 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar