MUSTAFA TOPAL

MUSTAFA TOPAL

SADECE GÜLER YÜZ

A+A-

İnsanların gönlüne bir yudum sevinç bırakmak kadar, başka hangi duygu mutlu edebilir ki? Yada hangi çiçek mütebessim insan yüzünde açan çiçekten daha güzeldir?

En güzel nedir sizce? Yani en güzeli tarif edin deseler nerden başlarsınız? Bir çiçek bahçesindeki rengarenk güllerden mi bahsedersiniz? Veya o bahçede ötüşen yine rengârenk kuşlardan ve ruhları dinlendiren, dinledikçe, insanı mutsuz kılan bütün gailelerden uzaklaştıran, dünyanın en muhteşem sayılan bestelerinden daha muhteşem cıvıltılarından mı söz edersiniz?

Bir çiçek bahçesindeki güller kadar çeşitli, onlar kadar bol renkli ve onlar kadar çeşitte şekille bezenmiş desenleri, insanı hayran bırakan dokusu, ilâhî sanatın mucizevî örnekliğinde, hem ötüşlerinde muhteşem melodi hem görüntüleriyle kuşların ve böceklerin oluşturduğu dertlere deva eşsiz tablodan mı başlardınız söze?

Yahut, ince bir sanatla dokunmuş, birbirinin güzelliğini kıskandıran, girift ve birbiri ile dehşet verici renk uyumu içinde oluşan zengin motifler bütünü halinde Anadolu insanının el emeği göz nuru kilimlerinde ruh güzelliğine yansıyan, yeşilin her türlü tonunu barındıran, kilim kilim dokunmuş bir vadideki akıllara durgunluk veren tablodan mı açarsınız sözü?

Söyleyin güzellik nedir sizce? Bir insandaki yüz güzelliği midir? Ahlâkî güzellikle süslenmeyince gönüllere sevinç vermeyen yüz güzelliği öyle mi? Isısında ısındığımız, ama dokununca yandığımız ateşin varlığı gibidir ahlaksız güzellik. Söndüğünde yok hükmünde olan ateş misali kaybolan güzellik insanı ne kadar mutlu edebilir? Ne kadar yansıyabilir ki yüzlerdeki tebessüme?

İnsanî erdemlerle beslenmeyen yüz güzelliği, bataklıkta yetişen gülün güzelliği gibi değil midir? Bu gül ne kadar güzel kokabilir ki? Bu koku insana gönül hoşluğu verebilir mi? İnsana muhtaç olduğu ruh dinginliğini ne kadar verebilir? “Çöplükte biten yeşillikten sakınınız” buyuran Peygamber Efendimiz başka ne kastetmiş olabilir ki? Yani çöplük yada bataklıkta yetişen bir gül ne kadar koku verebilir? Güldeki güzellik, kokusunun güzelliği çöplük kokusundan sıyrılıp yüzlerde tebessüm uyandırabilir mi? İşte güzel ahlak, güzel huyla bezenmeyen yüz güzelliği insan kalbine sevinç koyamaz.

Peygamber Efendimiz (SAV): “İyiliği ve güzelliği güler yüzlerde arayınız" (250 Hadis, shf. 45, DİB Yayını). Başka bir hadiste ise “İyilik ve fazilet huy güzelliğldir" (age, shf. 57)

İnsanın hayatında en çok muhtaç olduğu şey sevgidir, sevinçtir. Sevgi hayat kaynağıdır, hayata bağlanmanın sağlam kaynağıdır. Bunun içindir ki Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Farz ibadetlerden sonra Allah’a en sevimli olan kul fiili, müslümanın kalbine sevinç koymaktır" (age, shf. 14).

Bundan dolayıdır ki, hiç bir güzellik, insan sevincinden, huzur ve mutluluğundan dolayı oluşan tebessümden yüzüne yansıyan kadar güzel değildir. Zira bu güzellik insanda yaşama sevinci oluşturur. İnsan adeta hayata kök salar. Bir ağaç, baharda yeniden can bularak yeşil bir sevinç kaplarsa yüzünü, yeniden dirilircesine taze bir canlılık kazanırsa, iç dünyasında insanın yaşadığı mutluluğun yüzüne tebessüm olarak yansıması da öyledir. İnsan yeniden doğar sanki. İnsan sevindirmenin ne kadar ulvî bir kul fiili olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Geçen günlerde ülkemizde Elazığ merkezli meydana gelen depremde iki buçuk yaşındaki bir çocuğun enkazdan kurtarılışını hepimiz seyrettik. Kurtarıcının kucağında ilk sözü anne oldu. Bu çocuğun annesine kavuşunca yüzünde oluşan sevinç ifadelerini görebilseydik keşke. İşte Peygamber Efendimiz’in en makbul kul fiili dediği şey müslüman kardeşini böyle sevindirmektir. Bu sevinçle oluşan güzellik hayat kaynağıdır. Her mütebessim çehre sevinç saçar etrafa. Hayat bulur toplum.

Müslüman, derûnî alemde yaşadığı iman sevincini yüzüne yansıtmalıdır. Peygamber Efendimiz (SAV)’in “Vech-i be’şuş” iye tarif ettiği tebessüm, güler yüz, mü’minin mü’min kardeşi için, iman samimiyeti ile çehresine yansıttığı huzur, mutluluk, iyi niyet, güven, dürüstlük ve samimiyet mesajıdır. Böylece oluşacak muhabbet ortamında gelişir kardeşlik duyguları. Huzur güvenle oluşur. Gerek aile içinde gerekse toplum arasında sevecen tavırlarımız karşımızdaki insana güven telkin etmelidir. Yani birbirimize güvenmek zorundayız. Aksi takdirde birliğimiz ve kardeşliğimiz nasıl gelişir? Toplum zaaflarından nasıl sıyrılırız? Yine güler yüzün sadaka olduğunu beyan buyuran Peygamberimizin, bu güzel tavsiyeleri, bizi birbirimize bağlayan kardeşlik duygularının gelişmesine zemin hazırlar.

 

Bu yazı toplam 595 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.